Ruhsatsız Silah, Bıçak, Mermi Bulundurma veya Taşıma Suçu
Sosyal medyada paylaş:

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2011/3628

K. 2011/2675

T. 4.4.2011

• ATEŞLİ SİLAHLAR KANUNU’NA AYKIRILIK ( 5271 S.K. Md. 231/12’de Yer Alan İtirazın Yalnızca HAGB Kararı Bakımından Öngörüldüğü – Suçun Sübutuna Nitelendirilmesine Kanuni ve Takdiri İndirim Nedenlerinin Varlığına İlişkin Yanlışları Kapsamayacağı )

• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI ( 6136 S.K.’ya Aykırılık/5271 S.K. Md. 231/12’de Yer Alan İtirazın Yalnızca HAGB Kararı Bakımından Öngörüldüğü – Suçun Sübutuna Nitelendirilmesine Kanuni ve Takdiri İndirim Nedenlerinin Varlığına İlişkin Yanlışları Kapsamayacağı )

6136/m.13

5271/m.231/12

ÖZET : 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a aykırılık suçunda; 5271 Sayılı C.M.K.nın 231/12. madde ve fıkrasında düzenlenen itirazın yalnızca “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı bakımından kabul edilmiş bir kanun yolu olup, suçun sübutuna, nitelendirilmesine, kanuni ve takdiri indirim nedenlerinin varlığına ilişkin yanlışları kapsamayacağı gözetilmelidir.

DAVA : 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a aykırılık suçundan sanığın 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 15/1, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 416 Türklirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükümün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına dair Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 20.9.2010 tarihli ve 2009/1441 esas. 2010/718 Sayılı kararına karşı yapılan itiraz üzerine. 5237 Sayılı Kanunun 61/8. maddesine göre adlî para cezası hesaplanırken, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırım ve indirimlerin gün üzerinden yapılması gerektiği hususuna aykırı davranıldığı gerekçesiyle, anılan kararın itirazen kaldırılarak gereğinin takdiri için mahkemesine gönderilmesine ilişkin ( KÜÇÜKÇEKMECE ) 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.10.2010 tarih ve 2010/95 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak; 5271 Sayılı Kanunun 231/12. maddesi uyarınca hükümün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraza tâbi olduğu, sanık hakkında tayin olunan cezaya ilişkin asıl hükümün ise aynı Kanun’un 231/11. maddesi gereğince hükümün açıklanması durumunda olağan kanun yoluna tâbi olacağı, itirazın sadece hükümün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden incelenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı C.M.K.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 31.12.2010 gün ve 77224 Sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 3.2.2011 gün ve KYB/2011-10079 Sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:

 KARAR : 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231/12. madde ve fıkrasında düzenlenen itiraz, yalnızca “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı bakımından kabul edilmiş bir kanun yolu olup, suçun sübutuna, nitelendirilmesine, kanuni ve takdiri indirim nedenlerinin varlığına ilişkin yanlışları kapsamayacağı, asıl hükümün ise, anılan maddenin 11. fıkrası gereğince sanığın, denetimli serbestlik süresi içinde işleyeceği hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç sebebiyle mahkum olması veya yükümlülüklerine aykırı davranması halinde, mahkemenin geri bıraktığı hükmü açıklaması üzerine temyiz kanun yoluna tabi olacağı gözetilerek, yapılan itiraz üzerine sadece hükümün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden inceleme yapılması gerekirken, belirlenen cezaya ilişkin olarak yazılı gerekçeyle karar verilmesi.

SONUÇ : Yasaya aykırı, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu sebeple yerinde görüldüğünden. Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.10.2010 tarih ve 2010/95 değişik iş sayılı kararının C.M.K.nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına ( BOZULMASINA ), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 4.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2010/6797

K. 2012/2646

T. 1.2.2012

• ATEŞLİ SİLAHLAR KANUNUNA MUHALEFET ( Karardaki İfadelerin Temyiz Süresinin Başlangıcı Açısından Duraksamaya Neden Olduğu – Sanığın Temyiz Başvurusunun Süresinde Olduğunun Kabul Edileceği )

• TEMYİZ BAŞVURUSU ( Karardaki İfadelerin Temyiz Süresinin Başlangıcı Açısından Duraksamaya Neden Olduğu – Sanığın Temyiz Başvurusunun Süresinde Olduğunun Kabul Edileceği )

6136/m.13

ÖZET : Kararda ”… hazır bulunan sanık bu karara karşı bugünden itibaren yedi gün içinde mahkememize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere katibe beyanda bulunmak suretiyle … temyiz yoluna başvurabilecekleri açıklanarak … sanığın yokluğunda…” denilmek suretiyle temyiz süresi başlangıcında duraksamaya neden olunduğundan, sanığın temyiz başvurusu süresinde kabul edilmelidir.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 5271 sayılı CMK.nun 34/2. ve 232/6. madde ve fıkralarına göre hüküm fıkrasında, verilen karara karşı kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığının ve başvurma olanağı var ise süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekirken, 06.03.2008 tarihli sanığın yokluğunda verilen kararda ”… hazır bulunan sanık bu karara karşı bugünden itibaren yedi gün içinde mahkememize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere katibe beyanda bulunmak suretiyle CMK 272-273 maddelerinde belirtilen Yargıtay’a temyiz yoluna başvurabilecekleri açıklanarak, dair sanığın yokluğunda…” denilmek suretiyle temyiz süresi başlangıcında duraksamaya neden olunduğundan, sanığın 18.04.2008 tarihli dilekçesi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede, Sonradan değiştirilmesini önlemek, delil olma yeteniğini ve güveni sağlamak için hükme esas alınan soruşturma evrakını ilgilendiren belge örneklerinin, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 26. maddesi uyarınca onaylanmış olması gerektiği gözetilmeden, onaysız belge fotokopilerine dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 01.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2010/4223

K. 2011/10512

T. 5.10.2011

• ATEŞLİ SİLAHLAR KANUNU’NA AYKIRILIK ( Davaya Konu Tabancanın Nitelikleri ve 6136 S.K. Kapsamında Kalıp Kalmadığı Konusunda Bilirkişi İncelemesi Yaptırılacağı )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Ateşli Silhalar Kanunu’na Aykırlık – Davaya Konu Tabancanın Nitelikleri ve 6136 S.K. Kapsamında Kalıp Kalmadığı Konusunda Bilirkişi İncelemesi Yaptırılacağı )

6136/m.13

ÖZET : Sanıkta yakalanan davaya konu tabancanın nitelikleri, atışa elverişli olup olmadığı ve 6136 Sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sanıkta yakalanan davaya konu tabancanın nitelikleri, atışa elverişli olup olmadığı ve 6136 Sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı konusunda usulüne uygun bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken C.M.U.K.nun 321. maddesi gereğince ( BOZULMASINA), 05.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2008/8-245

K. 2009/49

T. 3.3.2009

• ATEŞLİ SİLAHLAR KANUNU’NA AYKIRILIK ( 12/2. Md.deki Düzenleme İle Cezalandırılması Öngörülen Husus Suçun Örgütlü Olarak İşlenmesi Değil İki ya da Daha Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi Hali Olduğu )

• TOPLU SUÇ ( Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Alanda Suçun Unsurlarının Değerlendirilmesinde Esas Alınma Olanağı Bulunmadığı – Sanıkların Birlikte İşlediği Satmak Amacıyla Yurda Ateşli Silahlara Ait Mermilerin Sokulması Suçunu 6136 S.Y’nın 12/2. Md. Kapsamında Kabul Eden Yerel Mahkeme Direnme Hükmü İsabetli Olduğu )

 • YURDA ATEŞLİ SİLAHLARA AİT MERMİLERİN SOKULMASI SUÇU ( Sanıkların Birlikte İşlediği Satmak Amacıyla Yurda Ateşli Silahlara Ait Mermilerin Sokulması Suçunu 6136 S.Y’nın 12/2. Md. Kapsamında Kabul Eden Yerel Mahkeme Direnme Hükmü İsabetli Olduğu )

6183/m.12/2

ÖZET : 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesindeki düzenleme ile cezalandırılması öngörülen husus suçun örgütlü olarak işlenmesi değil iki ya da daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halidir. Bu açıklamalar ışığında; CYY’nda yer alan “toplu suç” tanımının, maddi ceza hukukuna ilişkin alanda, suçun unsurlarının değerlendirilmesinde esas alınma olanağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, sanıklar Rıfat ve Vehhap’ın birlikte işlediği satmak amacıyla yurda ateşli silahlara ait mermilerin sokulması suçunu 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesi kapsamında kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetlidir.

DAVA : 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan sanıklar R. A. ve V. B.’ın 6136 sayılı Yasanın 12/2-4-son, 5237 sayılı TCY’nın 62, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.10.2007 gün ve 152-287 sayılı hükmün, sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 18.03.2008 gün ve 821-2419 sayı ile; “… Uygulanan yasa maddesinde düzenlenmesine karşın, sanıklar hakkında adli para cezasına hükmolunmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, Ancak;

1- 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 2. maddesinin 1. fıkrasının ( k ) bendinde, toplu suçun aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suç şeklinde tanımlanmış bulunması karşısında, 5237 sayılı TCY’nın 7/2. madde ve fıkrasına göre, sanıkların kanıtlanan eylemlerinde suçu toplu olarak işledikleri kabul edilemeyeceğinden, eylemlerinin 6136 sayılı Yasanın 12/1. madde ve fıkrasında düzenlenen suçu oluşturacağının gözetilmemesi,

2- Dairemizce benimsenen ve süreklilik kazanan uygulamaya göre, 6136 sayılı Yasanın 12. maddesi uygulamasında 20.000’den fazla merminin sayısal bakımdan vahim olarak kabul edildiği gözetilmeden, sanıklar hakkında aynı maddenin 4. fıkrasının uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,

3- Hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile 6136 sayılı Yasanın 12. maddesinin son fıkrasının yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, suçta kullanılan otomobilin 5237 sayılı TCK.nun 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi zorunluluğu,

 4- Suça konu tabanca ve şarjörünün müsaderesine karar verilmemesi…”, İsabetsizliklerinden bozulmuştur.

Özel Dairenin 2, 3 ve 4 nolu bozma nedenlerine uyan yerel mahkeme 15.05.2008 gün ve 147-156 sayı ile; “… 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesinin 5728 sayılı Yasa ile değişiklik yapılmadan önceki halinde ‘üçüncü fıkradaki hal dışında iki veya daha çok kişinin toplu olarak birinci fıkradaki yazılı suçları işlemeleri halinde 8 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis ve 25.000 liradan 75.000 liraya kadar adli para cezasına hükmolunur’ düzenlemesinin bulunduğu, 23.01.2008 tarihinde 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesinde 5728 sayılı Yasanın 155. maddesi ile yapılan değişiklikte ise ‘birinci fıkrada yazılı suçları 4. fıkrada yazılı hal dışında iki veya daha çok kişinin birlikte işlemeleri halinde, failler hakkında 8 yıldan 15 yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur’ düzenlemesinin bulunduğu, 5252 sayılı Yasanın geçici birinci maddesine göre, diğer kanunların, 5237 sayılı TCK.nun 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanacağının düzenlendiği, bu düzenlemeye göre 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesi ile toplu suçun değil, silah kaçakçılığı suçunun birden fazla kişi tarafından işlenmesinin kamu yararı açısından daha vahim görülerek cezalandırıldığı ve cezada artırım nedeni olarak düzenleme yapıldığı, bu düzenlemenin toplu suç düzenlemesi olarak nitelendirilemeyeceği, bu hususun TBMM tarafından 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesinde 5728 sayılı Yasının 155. maddesi ile yaptığı değişiklikte yine 2 veya daha fazla kişi tarafından silah kaçakçılığı yapılması suçlarını tek kişi ile yapılan kaçakçılık suçlarından ayrı düzenlemekle bu iradesini ortaya koyduğu, bundan dolayı burada düzenlenen suçun CMK.nun 2/1-k maddesinde düzenlenen toplu suç dışında, ondan tamamen bağımsız, kendine özgü bir suç tipi olduğu ve ayrıca cezalandırmayı gerektirdiği anlaşılmakla, sanıkların silah ve mermi kaçakçılığı suçunu iki kişi olarak işlemiş olmaları karşısında, CMK ve TCK ya göre özel kanun niteliğinde olan 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmış olup, 5252 sayılı Kanunun geçici 1. maddesindeki 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesinin aksine bir düzenleme yapılana kadar 31.01.2008 tarihine kadar geçerli olduğu…”, Gerekçesiyle 1 nolu bozma nedenine direnmiştir. Bu hükmün de sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının 13.11.2008 gün ve 208084 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

 KARAR : 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca yürürlükte olan 1412 sayılı CYUY’nın 318. maddesinde, Ceza Genel Kurulunda incelemenin duruşmalı yapılabileceğine ilişkin bir hüküm yer almadığından, sanıklar müdafiilerinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına dair isteminin CYUY’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verildikten sonra dosya üzerinden yapılan incelemede; Yerel mahkeme satmak amacıyla yurda ateşli silahlara ait mermilerin sokulması suçunun iki kişi tarafından toplu olarak işlenmiş olması nedeniyle sanıkların eylemini 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesi kapsamında kabul etmiş, Özel Daire “5271 sayılı CMK.nun 2. maddesinin 1. fıkrasının ( k ) bendinde, toplu suçun aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suç şeklinde tanımlanmış bulunması karşısında, 5237 sayılı TCY’nın 7/2. madde ve fıkrasına göre, sanıkların kanıtlanan eylemlerinde suçu toplu olarak işledikleri kabul edilemeyeceğinden, eylemlerinin 6136 sayılı Yasanın 12/1. madde ve fıkrasında düzenlenen suçu oluşturacağı” gerekçesiyle hükmü bozmuş, yerel mahkeme ise ilk hükmünde direnmiştir. Görüldüğü gibi somut olayda çözümü gereken uyuşmazlık, 6136 sayılı Yasanın 12/1. maddesinde düzenlenen suçun iki kişinin katılımıyla işlenmesi halinde eylemin toplu olarak işlenmiş sayılıp sayılamayacağına, dolayısıyla da aynı maddenin 2. fıkrası kapsamına mı yoksa 1. fıkrası kapsamına mı gireceğine ilişkindir. İncelenen dosya içeriğine göre; sanıklar R. A. ve V. B.’ın aralarında anlaşarak satmak için yurtdışından ateşli silahlara ait mermi getirdikleri ve 04.05.2007 tarihinde sanık R.’a ait araçta yapılan aramada 19.990 adet değişik çap ve marka yabancı menşeli ateşli silah mermisi ile bir adet Sig Sauer marka 9 mm. çaplı tabancanın ele geçtiği hususlarında herhangi bir tartışma bulunmamaktadır. 5271 sayılı CYY’nın tanımların yer aldığı 2. maddesinin 1-k bendinde; “toplu suç, aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suç” olarak tanımlanmış bulunmaktadır. Maddenin 1. fıkrasında ise, “bu kanunun uygulanmasında” denmek suretiyle bu düzenlemenin işlenen suçların soruşturmasına ve kovuşturmasına ilişkin kuralları düzenleyen CYY’nda yer alan bir usul hükmü olduğu belirtilmiştir. Bazı suçların toplu olarak işlenmeleri halinin, bireysel olarak işlenmelerine göre ceza yargılaması işlemlerinin yürütülmesi açısından ortaya çıkardığı güçlükleri gözeten yasa koyucu, bu durumlara ilişkin özel bir düzenleme getirmiştir. Nitekim CYY’nın gözaltı başlıklı 91. maddesinin 3. fıkrasında; “Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir” şeklindeki hükme yer verilmiştir. Konuya ilişkin olan 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan hali; “Üçüncü fıkradaki hal dışında iki veya daha çok kişinin toplu olarak birinci fıkrada yazılı suçları işlemeleri halinde sekiz yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve yirmibeşbin liradan yetmişbeşbin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur” şeklinde iken 5728 sayılı Yasanın 155. maddesiyle; “Birinci fıkrada yazılı suçları üçüncü fıkradaki hal dışında iki veya daha çok kişinin birlikte işlemeleri halinde, failler hakkında sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur” biçiminde değiştirilmiştir.

Yasa koyucu, 6136 sayılı Yasanın 12/1. maddesinde yazılı olan suçun iki ya da daha fazla kişi tarafından işlenmesi halinin suçun bireysel olarak işlenmesine göre daha ağır bir yaptırım ile cezalandırılması gerektiğine ilişkin olarak ortaya koyduğu iradesini, özel yasalarda 5237 sayılı TCY’na aykırı bulunan hükümleri gidermek amacıyla çıkarılan 5728 sayılı Yasanın 155. maddesiyle de açıkça teyid etmiştir. Öte yandan 4800 sayılı Yasa ile kabul edilip 25052 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 2-a maddesindeki; “Bu Sözleşme’nin amaçları bakımından: ( a ) ‘Örgütlü suç grubu’ doğrudan veya dolaylı olarak mali veya diğer bir maddi çıkar elde etmek amacıyla belli bir süreden beri varolan ve bu Sözleşmede belirtilen bir veya daha fazla ağır suç veya yasadışı eylemi gerçekleştirmek amacıyla birlikte hareket eden, üç veya daha fazla kişiden oluşan yapılanmış bir grup anlamına gelir” şeklindeki hükmün de burada uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Çünkü bu sözleşmenin 1. maddesinde, amacın sınıraşan örgütlü suçların önlenmesi olduğu açıkça belirtilmiştir. Oysa 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesindeki düzenleme ile cezalandırılması öngörülen husus suçun örgütlü olarak işlenmesi değil iki ya da daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halidir.

 Bu açıklamalar ışığında; CYY’nda yer alan “toplu suç” tanımının, maddi ceza hukukuna ilişkin alanda, suçun unsurlarının değerlendirilmesinde esas alınma olanağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, sanıklar Rıfat ve Vehhap’ın birlikte işlediği satmak amacıyla yurda ateşli silahlara ait mermilerin sokulması suçunu 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesi kapsamında kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetli olup hükmün bozmaya uyulan diğer kısımlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyesi, 5271 sayılı CYY’nın toplu suçu tanımlayan 2. maddesinin gerekçesindeki açık anlatım karşısında bu hükmün sadece bir usul hükmü olarak görülemeyeceği, bu maddedeki tanıma göre iki kişi tarafından işlenmesi halinde bu suçun ‘toplu olarak’ işlendiğinin kabul edilemeyeceği ve suç tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, yasa koyucunun 5728 sayılı Yasa ile yaptığı değişiklikte ‘toplu olarak’ ifadesine yer vermeyerek ‘birlikte’ ibaresini tercih etmesinin de bunun bir kanıtı olduğu, bu nedenlerle sanıkların eylemlerinin suç tarihindeki yasal düzenlemelere göre 6136 sayılı Yasanın 12/1. maddesi kapsamında bulunduğu görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ :

Açıklanan nedenlerle;

1- Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2008 gün ve 147-156 sayılı kararındaki direnme nedenlerinin İSABETLİ OLDUĞUNA,

2- Dosyanın bozmaya uyulan yönlerinin incelenmesi için Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2009 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

1. CEZA DAİRESİ

E. 2011/2797

K. 2011/5952

T. 12.10.2011

• KASTEN YARALAMA ( Mağdurda Bulunan 9 Adet Yaranın Yalnızca Birinin Hayati Tehlike Yaratacak Nitelikte Olduğu – Sanığın Kendi İsteği İle Eylemine Son Verdiği/Eylemin Öldürmeye Teşebbüs Değil Yaralama Olduğu )

• HAKSIZ TAHRİK ( Kasten Yaralama – Sanığın Mağdurun Kendisine Hakaret Ettiğini Belirttiği/Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılacağı )

• HAKARET ( Kasten Yaralama – Sanığın Mağdurun Kendisine Hakaret Ettiğini Belirttiği/Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılacağı )

• ATEŞLİ SİLAHLAR KANUNUNA MUHALEFET ( Ekspertiz Raporunda Bıçağın 6136 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kaldığının Bildirildiği – Bu Suçtan Sanığın Beraatine Karar Verileceği )

• İZİNSİZ SİLAH TAŞIMA ( Ekspertiz Raporunda Bıçağın 6136 S.K. Kapsamı Dışında Kaldığının Bildirildiği – Sanığın Beraatine Karar Verileceği )

• KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS ( Mağdurda Bulunan 9 Adet Yaranın Yalnızca Birinin Hayati Tehlike Yaratacak Nitelikte Olduğu – Sanığın Kendi İsteği İle Eylemine Son Verdiği/Eylemin Öldürmeye Teşebbüs Değil Yaralama Olduğu )

5237/m.29,35, 81, 86

6136/m.13

ÖZET : Kasten yaralama ve izinsiz silah taşıma suçlarında; mağdurda bulunan dokuz adet bıçak yarasından bir adedinin hayati tehlikeye maruz kılması, diğer yaraların basit nitelikte olması, ciddi bir engel durum bulunmadığı halde sanığın eylemini sürdürmemesi de dikkate alındığında eylemin “kasten öldürmeye teşebbüs” değil kasten yaralama olduğu kabul edilmelidir. Sanığın, hazırlıktan itibaren değişmeyen tüm ifadelerinde mağdurun kendisine hakaret ettiğini söylemiş olması karşısında, bu hususun sanık lehine tahrik oluşturup oluşturmayacağının denetime olanak verecek biçimde karar yerinde tartışılması gerekir. Suçta kullanılan ve sanıktan ele geçen bıçağın Polis Laboratuarı tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda “nitelikleri itibariyle 6136 Sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı” bildirildiğinden, sanığın 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan beraatine karar verilmesi gerekir.

DAVA : T. Ö.’ü kasten yaralamaktan ve izinsiz silah taşımaktan sanık F.K.’ın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne dair ( Samsun ) Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.1.2009 gün ve 277/8 Sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğnameyle Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

 KARAR : Oluşa ve dosya içeriğine göre; mağdurda bulunan dokuz adet bıçak yarasından bir adedinin hayati tehlikeye maruz kılması, diğer yaraların basit nitelikte olması, ciddi bir engel durum bulunmadığı halde sanığın eylemini sürdürmemesi de dikkate alındığında, sanık hakkında yaralama suçundan hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamede yer alan “sanık hakkında öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması” gerektiğine dair düşüncesine iştirak edilmemiştir. Sanık hakkında yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede; Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık F.K.’ın mağdur T. Ö.’ü yaralama suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire dair cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya verilen hükümde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yasal savunma koşullarının bulunduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın, hazırlıktan itibaren değişmeyen tüm ifadelerinde mağdurun kendisine hakaret ettiğini söylemiş olması karşısında, bu hususun sanık lehine tahrik oluşturup oluşturmayacağının denetime olanak verecek biçimde karar yerinde tartışılmaması, Sanık hakkında 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede; Suçta kullanılan ve sanıktan ele geçen bıçağın Samsun Kriminal Polis Laboratuarı tarafından düzenlenen 10.7.2008 tarihli ekspertiz raporunda “nitelikleri itibariyle 6136 Sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı” bildirildiğinden, sanığın 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin BOZULMASINA, 12.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2011/16743

K. 2011/16146

T. 15.12.2011

• ADLİ SİCİL VE ARŞİV KAYDININ SİLİNMESİ (Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’a Muhalefet Suçundan Ağır Para Cezasına İlişkin Mahkumiyet Kararının 5232 S.K. Uyarınca Arşiv Kaydının Silinmesinin Mümkün Olmadığı)

• ADLİ SİCİL KANUNU (Yürürlük Tarihinden Önceki Kayıtların Silinmesine İlişkin Koşulların Düzenlendiği – Sanığın Ağır Para Cezasına İlişkin Kaydın Arşiv Kayıtlarından Çıkarılmasına Karar Verilemeyeceği)

• ATEŞLİ SİLAHLAR VE BIÇAKLAR İLE DİĞER ALETLER HAKKINDA KANUNA MUHALEFET SUÇU (Sanığın Ağır Para Cezası İle Cezalandırıldığı/Talebi Üzerine Kaydın Arşiv Kayıtlarından Çıkarıldığı – Arşiv Kaydının Silinmesinin Mümkün Olmadığı)

6136/m.13/1

647/m.4

765/m.72

5352/m.10, 12, Geç.2/2

2709/m.76

3682/m.8

ÖZET : Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan sanığın ağır para cezasına ilişkin mahkumiyet kararının adli sicil ve arşiv kaydının silinmesine karar verilmiştir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanununda, suç tarihi gözönüne alınarak aynı Yasanın yürürlük tarihinden önceki kayıtların silinmesine ilişkin koşullar düzenlenmiştir. Bu kanun uyarınca arşiv kaydının silinmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden,kaydın arşiv kayıtlarından çıkarılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan sanığın, 6136 sayılı Kanun’un 13/1, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 72. maddeleri uyarınca 4.070.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Sincan Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.1997 tarihli ve 1996/622 esas, 1997/645 sayılı kararının infazını müteakip, hükümlünün adli sicil ve arşiv kaydının silinmesi talebinin reddine ilişkin Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2011 tarihli ve 1996/622 esas sayılı ek kararına yönelik itiraz üzerine, arşiv kaydının silinmesine dair (SİNCAN) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/04/2011 tarihli ve 2011/962 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak; 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesi 2. fıkrasında “Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanun’un 8. maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak. Anayasanın 76 ncı maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığının veya Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın suçunun Anayasanın 76. maddesi ve 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, 5352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmünün arşiv kaydından çıkarılmasının mümkün olmadığı cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 22.09.2011 gün ve 47934 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 18.10.2011 gün ve KYB-2011/291278 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun geçici 2. maddesinde, suç tarihi gözönüne alınarak aynı Yasanın yürürlük tarihinden önceki kayıtların silinmesine ilişkin koşullar düzenlenmiş olmakla, talep sahibinin mahkumiyetine konu kaydın da bu kapsamda bulunduğu, bu nedenle yürürlükten kaldırılan 3682 sayılı Adli Sicil Kanununun 8. maddesinde belirlenen koşullar oluştuğunda, silinmesi mümkün suçlara dair adli sicil kayıtlarının mahkemece verilen silme kayıtlarına dayanılarak ve Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğünce oluşturulan komisyonca adli sicil kaydından çıkarıldığı belirtilen madde metinlerinde “affa uğramış olsalar bile” ibaresi bulunan, başta Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve cezaların ise 5352 sayılı Yasanın 10. maddesine göre istenildiğinde verilmek üzere arşiv kaydına alındığı, aynı kanunun 12. maddesinde sayılan koşullar dışında silinmesine yasal olanak bulunmadığı, sözü edilen bu durum karşısında arşiv kaydının silinmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde, bu kaydın arşiv kayıtlarından çıkarılmasına karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.04.2011 gün, 2011/962 değişik iş sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 15.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2009/3352

K. 2011/2855

T. 6.4.2011

• ATEŞLİ SİLAHLAR KANUNU’NA AYKIRILIK ( Mütemadi Suçlardan Olduğu – Hukuki Kesintiyi Oluşturan İddianamenin Düzenlendiği Tarihe Kadarki Eylemlerin Tek Suç Sonraki Eylemlerin Ayrı Suç Oluşturacağı/Mükerrer Cezalandırmanın Önlenmesi Gereği )

• MÜTEMADİ SUÇ ( Ateşli Silahlar Kanunu’na Aykırılık – Hukuki Kesintiyi Oluşturan İddianamenin Düzenlendiği Tarihe Kadarki Eylemlerin Tek Suç Sonraki Eylemlerin Ayrı Suç Oluşturacağı )

• MÜKERRER CEZALANDIRMANIN ÖNLENMESİ GEREĞİ ( 6136 SK.’na Aykırılık – Hukuki Kesintiyi Oluşturan İddianamenin Düzenlendiği Tarihe Kadarki Eylemlerin Tek Suç Sonraki Eylemlerin Ayrı Suç Oluşturacağı/Mütemadi Suçlardan Olduğu )

6136/m. 1

5271/m. 223/7

ÖZET : 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçunun mütemadi suçlardan olduğu ve hukuki kesintiyi oluşturan iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar gerçekleştirilen eylemlerin tek suç, bu tarihten sonra gerçekleştirilen eylemlerin ise ayrı suç oluşturacağı gözetilerek mükerrer cezalandırmanın önlenmesi gerekir.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Ele geçen kovanların, Kriminal Polis Laboratuvarının raporuna göre 7.11.2005 günü Antalya ili, Yeşildere Mahallesi, … No: … sayılı yerde bulunan … Market isimli iş yerinin kurşunlanması olayı sonrası mahallinden elde edilen kovanlar ile irtibatlı olduğu ve tek bir silah ile atıldıklarının anlaşılması karşısında; 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçunun mütemadi suçlardan olduğu ve hukuki kesintiyi oluşturan iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar gerçekleştirilen eylemlerin tek suç, bu tarihten sonra gerçekleştirilen eylemlerin ise ayrı suç oluşturacağı gözetilerek mükerrer cezalandırmanın önlenmesi açısından, söz konusu olayla ilgili sanık hakkında dava açılıp açılmadığı, açılmış ise iddianame tarihi saptanıp gerekirse davalar birleştirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), 06.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2011/430

K. 2011/2763

T. 5.4.2011

• ATEŞLİ SİLAHLAR KANUNU’NA AYKIRILIK ( Sanığın Satın Aldığı Silaha Ruhsat Çıkarmadığı – Silahı Satın Almaya Hak Kazanmış 3. Kişilere Devri İçin Sanığa Tebligat Yapılıp Yapılmadığının Dikkate Alınacağı )

• SİLAH İÇİN RUHSAT ÇIKARMAMA ( Ateşli Silahlar Kanunu’na Aykırılık – Sanığın Satın Aldığı Silaha Ruhsat Çıkarmadığı/Silahı Satın Almaya Hak Kazanmış 3. Kişilere Devri İçin Sanığa Tebligat Yapılıp Yapılmadığının Gözetileceği )

Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik/m.3, 17

 6136/m.13

ÖZET : Satın aldığı silah için yasal süre içinde ruhsat çıkarmayan sanık hakkında, silahın zapt tarihinden itibaren 6 ay içinde silah satın almaya hak kazanmış 3. kişilere devri için sanığa tebligat yapılıp yapılmadığı araştırılıp, tebligat yapıldı ise onaylı sureti celp edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Satın aldığı silah için yasal süre içinde ruhsat çıkarmayan hak sahibi N. D.’a ait silahın müsaderesi C.Savcılığınca istenilmekle yapılan yargılama sonunda; müsadereye dair ( İZMİR ) 1. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 27.9.2006 gün ve 2006/198 esas. 2006/90 karar sayılı hükümün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık N. D. müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile 3.1.2011 günü daireye gönderilmekle incelendi: Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 27.9.2006 tarihli hükümde yasa yolu ve merciinin yanlış gösterilmesi ve temyiz şekillerinin gösterilmemesi karşısında. 5271 Sayılı Kanunun 34/2, 231/2 ve 232/6. madde ve fıkraları hükmü uyarınca sanık müdafiinin dilekçesinin, temyiz dilekçesi niteliğinde ve süresinde olduğu kabul edilerek silahın bilinen değerine göre yapılan incelemede: Yasal koşulları yerine getirerek meşru kaynaktan silah satın alan sanık Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Yönetmeliğin 22. maddesi uyarınca kendisine tanınan 60 günlük süre içinde ruhsat almak üzere yetkili birime başvurmadığına göre Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 3 ve 17. maddeleri uyarınca silahın zapt tarihinden itibaren 6 ay içinde silah satın almaya hak kazanmış 3. kişilere devri için sanığa tebligat yapılıp yapılmadığı araştırılıp, tebligat yapıldı ise onaylı sureti celp edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla silahın müsaderesine hükmolunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş sanık N. D. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), 5.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yayınlar
TÜM YAZILAR »